Yazarımız, kitabının "Sunu" kısmında amacını şu sözlerle tanımlıyor: Tüm kitaplarımın hedefleri arasında, tek kişiyi bile olsa araştırıcılığa alıştırmak da vardır. Son yılların türedi tarihçileriyle gerçek tarihi çarpıtan tetikçi ve partizanların en büyük korkularından biri de budur. Kandırarak sömürdükleri insanların gerçek tarihi öğrenmesi… Kitabın bir başka amacıysa okurları gelecek tehlikeler konusunda uyarmaktır. Sözün özü, bu kitap, yazarla okurun içtenlikli bir sohbetidir.
Kitabın "ilk söz"ünü yazan Canay Davran'sa; "Dünyamız düşündüğümüz kadar güvenli bir yer değil! Ayak bastığımız toprakların, o sert görünümlü kayaların ve dağların bir gün yok olacağını biliyoruz. Yaşlı gezegenimiz bunu defalarca yaşadı. Önceleri tek bir kara parçası iken, tam dört kez değişime uğradı ve kırılan parçaların her biri ayrı yöne gitti. Bunca örneğe rağmen, insan denilen varlık, sonsuz yaşamın sırrını bulmuş gibi kendisine ve çevresine bitmeyen bir hırsla zarar vermeyi sürdürüyor. Everest'in yüksekliğinin çok daha fazlasının, denizlerin derinliklerinde olduğunu da biliyoruz. Yer kabuğunun altındaki magmanın, sık sık yeryüzüne çıktığını ve sönmüş sanılan volkanların asla sönmediğini de örnekleriyle görüyoruz. Denizlerin altında çok sayıda batık kara parçasının olduğunu, önce efsaneler sonra da kâşiflerle gerçek bilginlerin çabası sonucu öğrendik. Yine Sayın Günay Tulun’a ait “Romalı İstanbul’un Noktürnü” adlı kitabı okursanız, İstanbul’da bile su altına kayan adalar olduğunu görerek ürperirsiniz. “Kızıladalar”la Küçükyalı arasındaki Vordonisiler gibi… Yaşamımız sırasında sulara gömülen, çıkan, tekrar batan, yeniden çıkan adalara da tanık olduk. Üstelik bunlar görüp bildiklerimiz. Ya göremediklerimiz?"
Günay Tulun'un tüm eserlerinin büyük titizlikle yazıldığını biliyoruz. Türk Yazın Dünyası olarak bu kitabın da büyük emek ve çok yoğun araştırmalardan sonra yazıldığının yakın tanıklarıyız. Araştırmaların bir kısmına gönüllü olarak bizler de katıldık.
Kitap, üzerine bastığımız toprakların güvenilir olmadığını ve Dünya gezegeninin korkunç bir sona doğru gitmekte olduğunu anlatırken, ülkelerin egosantrik kafalı yöneticilerini de korkutucu gerçeklerden örnekler vererek uyarıyor.
Kitabın arka kapağında, Nurettin İlkay Tulun'un nükleer patlamalardan sonra yaşanan herhangi bir anı anlattığı, bildik ama gerçekten de korkutucu "Başıboş Duygular" adlı şiiri yer alıyor. O şiiri dikkatle okursanız iliklerinizin donduğunu hissedeceksiniz.
______________________________________________________________________________
Kitabın üretim özellikleri:
1. Baskı "GITY-2021": 14,8x21/210 Fin Stora Enso sayfa-Mat selofanlı dalgalı sarı Amerikan Bristol kapak
______________________________________________________________________________
______________________________________________________________________________